logo

Tarih


Giriş


Okula gittiğim zaman tarih dersimiz vardı. Ben tarih dersini zamanında ne sevdim ne de sevmedim ama bu ders bana dünya tarihine dair belirli bir bilgi sundu. Halen bazen ondan faydalanıyorum ve tarih hocama karşı geç de olsa minnet duyuyorum.

Yine de iyi hatırlıyorum, başka bir dersimizde herhalde edebiyat dersimizde Berthold Brecht adlı Alman şairin çok ünlü bir şiiri okuduk. O şiirde okulumuzda yaygın olan tarihe bakış açısını derin ve herhalde doğru bir şekilde eleştiriyor. O şiirin iki satırı vereyim:

"Büyük İskender Hindistan fethetti. Tek başında mı? Caesar Galyalıları yendi. Ama acaba yanında bir aşçı götürmedi mi?"

İşte tarih kitaplarımızda niye hep Büyük İskender'den ya da Caesar'dan bahsediliyor ama onun yanında olan aşçıdan bahsedilmiyor, o orada geçmiyor. Halbuki bir aşçı olmasaydı Büyük İskender ya da Caesar ve onun ordusu herhalde o büyük seferler yapamazlardı.

Tarih dersimiz ile ilgili hatırladığım başka bir mesele tarihin manası ile ilgilidir. Tarih devamlı gelişen daha iyiye giden, daha insani ve teknolojik ve bilgi bakımından daha ileriye giden bir dünya gösterdi. Ama yirminci yüzyıla geldiğimiz zaman bu güzel mana bir türlü tutmadı. İkinci dünya savaşın vahşeti, Hitler'in toplama kampları taş çağın barbarlığından daha da kötü bir hareket. Hem de en çok gelişmiş ve en son teknoloji üreten bir ülkede olmuş. Demek ki insanlık tarihi derin manada pek bir ilerleme tarihi değildir. Teknoloji çok hızlı ilerliyorsa da insanlık derin bir anlamda geride kalmış.

Bugün Tarih ile ilgili yazılmış başka bir kitaba bakacağız. Çünkü Kutsal Kitap'ta da iki tane ardarda dizilmiş "1Tarih" ve "2Tarih" olarak adlandırılmış kitapları var. Bu kitaplar çok özel bir zamanda yazılmış. İlk okuyucular benim gibi tarihin manasını bulmaya çalışıyorlardı:

Her sene tarihlerinde meydana gelen büyük olaylar kutluyorlardı: Örneğin Fısıh bayramı:

Mısır'dan, köle olduğu ülkeden kurtuldular. RAB onları azat edip onlarla özel bir antlaşmaya girdi, onlarla kendi özel tarihini gerçekleştirecekti. Atalarına vaat edildiği yüzyıllardır ümit ettiği, konuştuğu Filistin ülkeye girip orada yerleştiler. Parlak ve daha az parlak gelişmeler oldu. Ama birkaç kuşak sonra, daha önce orada oturan insanlar gibi bu ülkeden çıkmak zorunda kaldılar, sürgüne gittiler. RAB ile yapıldığı antlaşma bozduğundan dolayı, ondan uzak kaldığından dolayı. Bu durumda dönseler bile aynı problem devam etmeyecek mi? Bu kısır döngü ne zamana kadar devam edecek, tarihin manası ve ilerlemesi nedir, ne için, nasıl? Tanrı'nın planı bozuldu mu, tamir edilebilir mi?

Bu sorular sadece o insanların soruları değildir. Her insan arada sırada hayatına bakıp onun bir anlamı var mı diye kendi kendini sormaktan edemiyor.

Ben bugün 1Ta.1:1-4 ayetler üzerine konuşmak istiyorum. O ayetlerde Tanrı tarih ile ilgili bakış açısını gösteriyor. Kitabın ilk başlangıcından beri halkına yeni bir görüş açısını vermek istiyor:

Tarih Tanrı için fertlerin tarihidir


Bu ayetlerde sadece 13 isim geçiyor. Tanrı ilk insanların tarihini bu isimlerle özetliyor. Çünkü Tanrı için her insan ayrıca çok önemlidir. Kutsal Kitap'ta o bakımdan bir süre insanların kişisel tarihlerine büyük yer veriliyor. Tanrı kendisinin kim olduğunu o insanlar ile konuşarak, onların hayatına müdahale ederek gösterdi. Örneğin Kutsal Kitap'ın ilk kitabı ("Yaratılış") 12.-50. bölüm arasında dört kişinin biyografisidir. Tanrı tarihe bakarsa ilk önce insanları tek tek görüyor.
"Adem, Şit, Enoş." Tanrı sanki iyi arkadaşlarını sayıyor. Olaylardan o insanların eserlerinden ya da sözlerinden ya da keşiflerinden burada hiç söz edilmiyor.
Tanrı için bu insanlar kişi olarak önemlidir. İsimler bir bakımdan onların kişiliklerini, kimliklerini özetliyor.

Adem - İnsan
Şit - Bağışlanmış
Enoş - Beşer

O ilk isimlerde o insanların bütün zayıflığı, düşüşten sonra görünen ölümlülüğü, noksanlığı ifade ediliyor
Mez.8:3-4 .
İnsan ne ki, Yüce Tanrı onu anasın? İşte Tanrı için insan, her insan inanılmaz kadar değerlidir, onun her gününü düşünüyor, biliyor, takip ediyor, planlıyor, sayıyor Mez.139:1-18 . İnsanların çoğu kendilerinin derin ve gizemli bir değerinin olduğunu seziyorlar, özlüyorlar ve bazen içinde "resmi tarihi", Berthold Brecht gibi, eleştirmekten edemiyorlar.
İncil'de İsa Mesih'in buna benzeyen ifadeler buluyoruz: Mat.10:29-31 . İsa Mesih bu cümlede ölüm tehdidinde bulunacak zamanlar için öğrencilerine sesleniyor: İnsanlar sizden dünyasal hayatını alabilirler ama Tanrı'nın gözündeki o derin ve gizemli değer asla alamazlar. Çünkü Tanrı için o değer ömrümüzün uzunluğu, olaylar ile doluluğu ya da faydası ile alakalı değil. İsa Mesih burada saçlarından bahsediyor, ki Tanrı onları tek tek biliyor, sayıyor. Bütün teferruatlarımızla Yaratanımızın yüreğinde büyük ve sıcak bir yerimiz var. Tanrı bizimle ilgili sadece bilgi toplamıyor, içinde bizi kişi olarak özlüyor, o kadar ki, seninle benimle içiçe olmak için her şeyi vermeye, feda etmeye razıdır. İsa Mesih bu derin gerçek çok güzel bir şekilde Mat.13:45-46 ayetinde izah ediyor. Orada bahsedilen tüccar sevdiği, değer verdiği bir inci için bütün hesapları unutup iflas haline geldi. Tanrı bu derecesinde bütün hesapların dışında bizi seven birisi olduğunu ifade etmek istiyor.
Adem, Şit, Enoş. Tanrı kendisinden kopmuş, günah uçurumuna düşmüş, nefsin kölesini olmuş insana karşı derin bir merhamet ve özlem hisseder. Yoksa insanlık tarihi erken bitirebilirdi. Sana ve bana niye hayat versin? İşte, insanlık tarihi o bakımdan merhametin ve özlemin tarihidir. Senin hayat tarihin da öyle bir şeydir, ondan değer, ümit, anlam kazanmalıdır.
Tanrı bu 13 insan burada adıyla çağrıyor, adıyla tanıştığından dolayı Çık.33:12,17 , Yşa.43:1 . O ilk tarih Tanrı'nın gözünde onlardan ibaretti çünkü onlar Tanrı'ya tanışma, çağırma fırsatı verdiler, gönlünü, yüreğini açtılar, günahlarına karşın Tanrı'nın kurtuluşuna iman ettiler Yar.4:26 . Halbuki o konularda fazla derin bir bilgi sahibi değildiler. O bakımdan diğer (adı hiç geçmeyen) insanlardan farklıydı. Tanrı onu açıkça Yar.6:5-6 ayetlerinde açıklıyor.
1Ti.2:3-4 . Sen Tanrı için inanılmaz kadar önemlisin, o seni inanılmaz derecesinde sever. Çünkü Tanrı için tarih fertlerin tarihidir.

Tarih Tanrı için kuşakların tarihidir


Her ne kadar Tanrı insanları fert olarak tek tek severse de, onları sosyal varlıklar olarak yarattı. Çünkü Tanrı kendisinin içerisinde derin kişisel ilişkiler taşıyan bir varlıktır, zamanın başlangıcından önce de öyle idi Yuh.1:1-3,17:24 . Sevgi, dostluk, yakınlık, fedakarlık sonsuzluktan bizim tarihimize giren kavramlardır. Tanrı insanı kendi suretinde yarattı Yar.1:27 . Ona içinde bulunan ve kimliğini belirten bu derin kavramları öğrenecek bir ortam verdi. İnsanın sadece fert olmasını istemedi Yar.2:18,23-24 onu bir aile varlığı olarak yarattı.
Metnimiz o bakımdan bize aileler ya da daha doğrusu aileleri temsil eden insanlar gösteriyor. Onlar birbirinden bağımsız değil, Kenan Mahalalel in babasıydı, Mahalalel Yeret'in babasıydı vs.

Kenan, Mahalalel, Yeret. Bu üç kuşak ile ilgili pek bir şey bilmiyoruz. Kutsal Kitap'ta onların yaptığı hiç özel bir hareket anlatılmıyor. Sıradan insanlardı, Yaratılış kitabında bile bize anlattığı tek olay onların bir aile yetiştirmesi idi. Kuşaktan kuşağa hakiki Tanrı ile ilgili bilgileri ve tecrübeleri ve de daha önemlisi ilişkisini daha sonraki kuşağa anlattılar, örnek olarak onların önünde yaşadılar, çocukların isimlerinde arada sırada özetlediler. Bir Hanok'un ölmeyip Tanrı'nın yanına alınması, bir Nuh'un bütün diğer insanlardan farklı yaşayıp sırf ailesiyle beraber tufanda kurtulması işte onların becerisiydi.

Tanrı için o bakımdan tarih birbirine yakın ve bağlı olan ve birbirini yetiştiren insanların tarihidir.

İyi ve temelleri sağlam olan bir aile kurup o ailenin içerisinde Tanrı ile beraber yaşamak, Tanrı'yı tanıyan yeni bir nesil yetiştirmek Yaratılışın ve tarihin en önde gelen Tanrı hedeflerindendir. 1Tarihler kitabının bu ilk ayetlerinde bunu çok açık ve net bir şekilde görüyoruz. O bakımdan kiminle evleneceğimiz çok önemlidir, nasıl bir evlilik sürdürdüğümüz çok önemlidir, çocukların yetiştirilmesi çok önemlidir. Hayatımızın derin manasının önemli bir parçası ondan ibarettir. Ef.5:22-6:4

Yine de doğal ailelerimizin dışında Tanrı insanları birbirine yetiştiren kuşaklar olarak görüyor. Kendisini bulup kendisiyle tanışmak ve yaşamak, imanda büyümek bakımından insanlar sadece karar veren fertler değildir. Tanrı insanları öyle yarattı ki kendisiyle başka insanlar vasıtasıyla tanışsınlar. Tanrı tarihinde çok nadiren direk bir insana sesleniyor, onun için genellikle başka insanları kullanıyor.

İsa Mesih'in son buyruğu ondan ibarettir: Mat.28:18-20 . Buyruğun vurgusu öğrenci yetiştirmektir. Öğrenci yetiştirmek yani Tanrı'yla tanıştırmak, tanıştırdığı Tanrı'nın adına vaftiz ederek o Tanrı'ya bir hayat dönüşmesine getirmek ve "her şey öğretmek". İsa Mesih dönüşüne dek olan tarihin somut manası bu şekilde özetliyor. Öğrenci yetiştirmek her öğrencinin en önemli vazifelerinden birisi. Ve hepimiz buna çağrıldık. İsa Mesih'le tanıştıysak hepimiz de öğrenci olarak yetiştirildik. Ama iyi ama kötü Tanrı için bu yetiştirmek bu insandan insana öğretmek son derecede önemlidir. Metinimizde adların sırasıyla ve silsilesiyle bunu da açıkça belirtiyor. Metnimizde her kuşaktan sonra sadece tek bir kuşak daha sonra geliyor, sadece Nuh'un üç oğulları ayrı ayrı gösteriliyor. Yetiştirdiğimiz ya da hayat boyunca yetiştireceğimiz öğrencilerin sayısı o kadar önemli değil. Öğrenci yetiştirmek kapsamlı hayat boyunca devam eden bir iştir. Yetiştirmeye yönelik çalışmamızın kalitesi ve itinası çok daha önemlidir. Hanok ve Nuh onun önemli örnekleridir. Tarihin manası, senin hayatının manası bu buyrukta gösterildiği gibi zaman akışında öğrenci yetiştirmekte saklıdır.

Tarih Tanrı için kendi tasarladığı kurtuluşun tarihidir



Metnimizde bazı özel kişiler görüyoruz: Örneğin Hanok ve Nuh. Onlar sırada diğer kişiler ile aynı konuma sahiptir. Çünkü onların Tanrı ile yaşadığı özel olaylar bir bakımdan da onları yetiştiren diğer kuşakların başarısı sayılır.

Yine de onların hayatında Hanok ile ilgili şunu okuyoruz: Yar.5:21-24 .
Nuh ile ilgili şunu okuyoruz: Yar.6:8-9 .
Bu iki insan dünya tarihinde önemli bir rolüne sahiptir. Hanok'un ömrü kıyaslama kısaydı. Hatta gösterildiği 13 insanlar arasında, 11 kuşak silsilesinin içerisinde en kısa ömrüne sahip olan Hanoktur. Ömrünü kısaltan olay "ortadan kayboluşu"dur, Tanrı onu "yanına aldı". Yani birbirine o kadar sevdiler beraberdiler ki nihayet Tanrı dayanamayıp onu ölmeden yanına aldı.

Tarih'in manası o üç kelime ile de özetlenebilir. Tanrı insanları "yanına" sonsuza dek "evine" almak istiyor ( Yuh.14:1-3 ). Bunun için onları yarattı, onlarla beraber olmak için ve onu bu fani dünyadan kendisine daha yakın ve bu yakınlığına yaraşır bir mekâna getirmek için. Ayrıca Tanrı Hanok'un hayatıyla Mesih'in gelip dirileceğini, yani ölümün egemenliğini yenilmesi bir bakımdan ta o tarihte işaretledi. Bu dünyanın tarihinde ilerleme var, işte Hanok olayında Mesih'in gelişi önemli bir ölçüde hazırlandı. Eski Ahit'in tarih akışı, İsrailoğulların bütün serüvenleri, hayırlı ve hayırsız dönemleri işte Mesih'in gelmesini hazırlamak için oldu. O tarihi o bakımdan okumak lazım. Mar.1:15 , Gal.4:4

Mesih'in gelmesini hazırlamak hiç de kolay değildi ve geldiği zaman yine de çoğu insan onun gelişini anlamadılar, bizim günlerimize kadar.

Mesih geldi, uğrumuza kendini feda etti ve dirildi. Yaşadığımız tarih onun ikinci gelişini hazırlamak için vardır.

İsa Mesih'in öğrencileri zamanında kendisinin ikinci gelişi ne zaman olacağını sordular. İsa Mesih bu olayın kendilerinin müjdeleme vazifesine bağlı olduğunu açıkladı. Mat.24:14 , Mar.13:10 : Müjde her yerde ve her ulusa duyurulacak. Hazırlık ondan ibaret olacaktır. Son günler ile ilgili anlatılan diğer olaylar, yani savaş, kıtlık, zulüm ikincil. Çünkü tarih Tanrı için ilk önce kendi kurtuluşun tarihidir.

Bu sürecin içerisindeyiz ve bu sürecin sonu İsa Mesih'in söylediklerine göre aynı zamanda bildiğimiz tarihinin sonu olacak. İsa Mesih bundan dolayı dünyanın sonu Nuh'un zamanına benzetiyor. Luk.17:26-27

Bu dünya Nuh'un zamanında olduğu gibi iyiye doğru değil, Tanrı'nın adil yargısına ve imhaya doğru gidiyor. Nuh'un yaptığı gibi bunu bildiğimiz için biz de yeni ve fani olmayan Yaratılışa yaraşır ve büyük bekleyiş içerisinde yaşayalım. Bu şekilde hakikaten yeni ve farklı bir tarih anlayışına sahip olduğumuzu gösterelim. Nuh bize o konuda büyük bir örnektir.
2Pe.3:2-14

Tarih'in manası ve sonu bildiğimizden dolayı farklı bir yaşam tarzı ve farklı yaşam değerlere sahip olalım.

Özet


Tarih Tanrı için sevdiği ve inanılmaz kadar değer verdiği fertlerin tarihidir
Tarih Tanrı için ailelerin, kuşakların ve birbirine yetiştiren öğrencilerin tarihidir
Tarih Tanrı için kurtuluş sürecin tarihidir. Tarih'in hedefi bütün uluslara müjde duyurmaktır ve onu kabul edenler için daha sonra yeni ve fani olmayan bir Yaratılışın ortaya çıkmasıdır.
Amin